CADI KAZANI
Günler öyle çabuk gelip geçiyor ki gündemi artık takip ademez hale geldik. Yeni yıl daha dün gibi başlamıştı. 2011’in ilk günlerini umut ile, yeni bir heyecan ile belki de buruk bir pişmanlık ile sıcağı sıcağına hatırlıyoruz. Oysa koca dört ayı yani yılın çeyreğini geride bırakmışız. Kışı görmeden baharı da nerede ise bitirmişiz.
Herkes kendi dünyasında, kendi dertleriyle dertleşirken dünya dönüyor, dönerken değişiyor ve bu değişim istesekte istemesekte bizi de etkiliyor. Yok çocukların okuluydu, geçim idi, seçim idi, YGS skandalı idi, kaset skandalı idi, Trabzonspor idi, Fenerbahçe idi, Tayyip idi, Kılıçdaroğlu idi, yok Bahçeli idi. Bunlar yetmedi, Pkk idi,BDP idi, Kürt idi, Türk idi, Laz idi, Çerkez idi. Daha da var: Sunni idi, alevi idi, Süryani idi, Keldani idi. Bir hengamedir gidiyor.
Başımızı kaldırıp baktığımızda Türkiye’nin etrafında kaynayan kazan misali birçok Müslüman ülkenin bulunduğunu görüyoruz. Bu kaynayan kazanların hararetinden elbetteki Türkiye de nasibini alıyor. Cezayir de, Fas’ta başlayıp, Mısır’la devam eden ve bütün Arap dünyasını saran’’Halk Ayaklanmaları’’ acaba yeni bir dönemin sancılarını mı yansıtıyor, yoksa malum çevrelerin yeni bir senaryosu mudur? Bunun cevabını vermek şimdilik zor görünüyor. Ama şu bir gerçek ki İslam alemi bu ayrılık ve çatışmalardan çok büyük bir zarar görüyor. İslam alemi zarar görüp zayıf düşerken kimlerin bu işlerden karlı çıkacağı bellidir.
NATO’nun Kaddafi’nin karargahını vurup oğlu ve iki torununu öldürmesinden sonra, Amerika Birleşik Devletleri Usame bin Ladin’in , öldürülüp cesetinin Hint Okyanusu’na atıldığını duyurdu. Çok manidar olarak görülen zamanlama ve bu açıklama sonrası dünya kamuoyundan gelen tepkiler Batı dünyasının İslamiyete bakış açısını bir kez daha ortaya koymuş oldu. Bahane Usame bin Ladin olsa da medeniyetin beşiği olarak lanse edilen batı dünyasındaki abartılı kutlamalar ve açıklamalar bir Müslüman olarak beni incitmiştir. Şunu burada belirteyim Usame bin Ladin ,hiçbir zaman barış ve hoşgörü dini olan İslamiyeti temsil etmemiştir. Ancak ona bu rolü biçenlerin maşalığını iyi yapmış İslamiyeti kötülemek isteyenlerin oyununa alet olmuş, işi bitince de fişi çekilmiştir.
Başta Türkiye ve Türk insanı olarak bizler bu gelişmelerden akıllıca dersler çıkarmak durumundayız. Bırakalım ayrılığı gayrılığı, batı dünyasının hedefi Ortaasya ve Ortadoğu’daki yer altı ve yer üstü zenginlikleridir. Onların buraları ne Türklere ne Kürtlere ne de Araplara bırakma niyeti vardır. Kimse kendi kendini kandırmasın
Bu seçim arefesinde ayrılık tohumları ekmeyelim. Unutmayalım bizim bizden başka dostumuz yoktur. Bu ülke değil yetmiş milyon, yüzyetmiş milyona da yeter. Sadece bir olalım birlik olalım, sevelim sevilelim…
Hoşçakalın sevgiyle kalın….





